3B Şirketi Cazza, Dubai’de Gökdelen Basmayı Planlıyor

Dubai hükümetiyle imzaladığı kontratlar sonucunda, şehirde bir 3B gökdelen basmasına karar verilen şirket Cazza, bunu “vinçli baskı tekniği” diyebileceğimiz bir teknikle başarmayı planlıyor. Aslen, 2030’a kadar binalarının %25’inin 3B baskı ile üretilebileceğini söyleyen Dubai hükümeti için bu pek de sıradışı bir gelişme değil.

Ayrıca, Dubai’nin 3B yazıcı teknolojisinin inşaat sektöründe kullanımına en yaygın rastlandığı ülkelerden biri olduğunu da söylemek gerekir. Daha önce de haberlerimizde kendisinden bahsettiğimiz genç girişimci Chris Kelsey’in bir ürünü olan Cazza technologies, bu anlamda büyük bir umut vaat ediyor. 

Vinçli baskı tekniğinin detaylarına inmeyen Chris, tekniğin metal ve beton yığınlarının 3B baskı metoduyla üretilmesinden başka bir şey olmadığını açıklıyor. Ancak bunun dışındaki parçaların da geleneksel yöntemlerle üretileceğini ekliyor.

 

 

Chris, mimari açıdan karmaşık yapılar üretebilmenin yanında bunu daha önceden görülmemiş bir hızda yapacaklarını iddia ediyor. İlerleyen zamanlarda bu teknolojinin nereye gideceğini hep birlikte göreceğiz.

 

Yazar: Çağan Kuyucu

Kaynak: 3ders.com | ilgili içeriğe git




Sony’den Göz Kırpmaya Duyarlı Akıllı Lens

Aslında yabancı medyaya yaklaşık 1 ay önce düşmüş bu haber, Türkiye’de ise hiç yer almamış. Bugün andronova’da şans eseri denk geldim. Biraz geç kalmış olduk ama yine de aktaralım: Sony, göz kırpma ile video kayıt başlatabilen bir akıllı lens patenti aldı.

Evet, akıllı lens göz kırpmamızı algılayarak fotoğraf çekme ve video kaydı alma gibi özelliklere sahip olacak peki ama doğamız gereği göz kırpmamız ile video çekmek istememizin farkını nasıl anlayacak? İşte bu noktada, Sony’nin sunduğu bilimsel veriye göre fizyolojimiz gereği göz kırpmamız 0.2 ile 0.4 saniye arasında sürüyor. Sony’nin akıllı lensi ise 0.5 saniyeden fazla süren göz hareketlerini komut olarak algılayacak. 

 

 

Geçen yıl Samsung ve Google’nin de bu konuda atılımları olmuştu ancak Google’nin direkt gözün içine giren bir yapı düşünmesi biraz daha zor bir teknoloji olarak değerlendirilebilir.  

Madem aktarmakta geç kaldık, o zaman habere biraz daha blog içeriği havasında devam edelim.  

Ne ola ki bu lensler?

Aslında bu lensler ile şu anlık sadece fotoğraf-video kaydı gibi basit işlemler yapılabiliyor -ki bunların da özel hayatın gizliliği hususunda ne kadar sakıncalı olabileceğini unutmamak gerek- ancak çok yakın gelecekte bu lenslerin Artırılmış Gerçeklik(AR) ve Sanal Gerçeklik(VR) alanlarında büyük rol oynayacağını, biraz daha uzak gelecekte ise tamamen başrol olacağını öngörmek pek de ütopik olmaz.

Sanal gerçeklik için “Fiziksel olmayan nesneleri(genellikle oyunlar-filmler diyebiliriz) önümüze getiren teknoloji” tanımı yapıyorsak, Artırılmış Gerçeklik için “Bizi, fiziksel dünya ile fiziksel olmayan dünyanın kombinasyonu içerisine çekiyor” tanımı yapabiliriz sanırım. Yani VR teknolojisi ile bir oyunun içerisinde oynayabilirken AR ile odanız-şehriniz bir oyun alanına dönüşüyor. Pokemon Go oyununu artırılmış gerçeklik için bir örnek olarak kullanabiliriz.

Bunları düşündüğünüzde bu lensler ile Internet Of Things(Nesnelerin interneti) sayesinde  sanal dünyaya %100 oranında girmemiz mümkün bir hale gelebilir. Sabah kalktığınızda gözünüzün önünde sanal bildirimlerle hava durumunu, yeni mesajlarınızı görüp, yataktan kalkmadan oyun oynayabilir, duvarda olmayan televizyonunuzu izleyebilirsiniz. Her şeyin mümkün olduğu sanal bir dünya mümkün olacak gibi.

Tüm bunları kenara bırakıp bu lensin sadece telefona komut gönderebilmesi (tuş kilidi açma, telefon cevaplama, mesaj açma, fotoğraf çekme gibi basit komutlar) bile, sağlıklı ve uzun ömürlü olması halinde,  akıllı bir lens satın almak için yeterli sebep olarak görülebilir.

 

Aşağıdaki, Artırılmış Gerçeklik (AR- Augmented Reality) hakkında, gelecekte neler olabileceğine dair konsept videoyu izleyerek fikir edinebilirsiniz.  

 

Bakalım bu alanda neler yaşanacak.

İngilizce kaynaklar: opticianonline.net | gizbot.com

 

Yazar: Hasan Hüseyin Kesen 

 

 

 




Kickstarter ve Indiegogo’ya Rakip Geliyor: Arrive

Kickstarter ve Indiegogo üzerinden tanıştığımız projeleri burada sık sık sizlere tanıtıyor hatta bu projeleri hayatımızda kullanıyoruz. Bu iki platform sayesinde her insan bir şeyler üretmeye teşvik edilirken tüketiciler de ilginç ve özgün ürünler kullanma şansına sahip oluyor.

Amerikan rap yıldızı Jay Z’nin(Gerçek adıyla Shawn Carter) sahibi olduğu Roc Nation şirketi, bir bildiri yayımlayarak bu iki girişimci dostu şirkete rakip olacak bir projeye başlayacaklarını duyurdu. Arrive ismi verilen proje, Kickstarter ve Indiegogo’dan farklı olarak tanıtım/pazarlama/fonlama gibi giriş seviyesi desteklerden çok markalaşma sürecine destek olacak.

Amerika’daki bu start-up(girişim) kültürünün özenilesi havası ve sırf bu iş üzerine bu kadar ciddi oluşumlar kurulması umarım ülkemize de biraz yansır.

Bu arada, Jay Z ve ortağı Jay Brown daha önce de birkaç girişime yatırım yapmışlar. Yani bu alanda pek de tecrübesiz olmayacaklar. Jay Z’nin sahip olduğu Tidal isimli bir müzik yayın şirketi de bulunuyor.

Projenin ne zaman başlayacağı ve sağlanan fonların ne miktarda olacağı henüz bilinmiyor.

Bakalım, yakın gelecekte Arrive’den sizlere aktarabileceğimiz neler olacak.

Kaynak: Shiftdelete.com | İlgili içeriğe git 

İngilizce kaynak: businessinsider.com | İlgili içeriğe git 

 

Yazar: Hasan Hüseyin Kesen




Özel Tasarım Apple Watch Kordonu

Adafruit Industries’te yayınlanan bu projenin, Thingiverse ve Youmagine’de de bulabileceğiniz STL dosyaları ile istediğiniz şekilde/renkte Apple Watch kordonuna sahip olabilirsiniz. Elinizde olması gerekenler 3B yazıcı (Veya biz) NinjaFlex filament ve yaklaşık 3 dolarlık Apple Watch adaptör tutucular

Apple Watch sahibiyseniz zaten sizi mutlu edecek bir tasarım ama eğer aynı zamanda bir de Iphone 7 sahibiyseniz bu kordonlardan biri tam size göre.

Yayınlanan birinci tasarımda; normal, boyut ayarlama delikleri bulunmayan ve üstünde desen olan güzel görünümlü bir kordon varken ikinci tasarımda üzerinde cepler olan bir tasarımla karşılaşıyoruz.

 

Her iki tasarımı da indirip boyutlarını kendinize göre ayarlayabilir (çok kolay) ve istediğiniz renkte basabilirsiniz ama ikinci tasarım hakkında biraz konuşmanın yararı var.

Tasarımcının Batman’dan esinlendiğini söylediği bu kordon sayesinde, sürekli kaybetmek/unutmak durumunda kaldığınız Iphone 7 kulaklık çeviricinizi (eğer Airpod almak istemiyor ve normal kulaklık kullanmak istiyorsanız taşımanız gereken aparat) saatinizle birlikte taşıyabileceksiniz. Ayrıca 1-2 küçük aparat için de cep bulunuyor. Tabi bunları dilediğiniz gibi özelleştirmek/değiştirmek sizin elinizde.

 

 

Baskı ayarları

-Extruder ısısı: 235/240 santigrat derece
-Isıtılmış tepsi: 50/65 santigrat derece
-Isıtılmamış tepsi: Yardımcı araçlar almanız gerekiyor: Mesela (Eğer bu seçenek ile ilgiliyseniz, aşağıdaki linkten Adafriut’un sitesinde daha detaylı bilgiye ulaşmanızı öneririm)
-Baskı hızı: 30 mm/s
-Hareket hızı: 60 mm/s
-İlk katman hızı: %50
-Geri çekme(retraction) mesafesi: 1mm
-Geri çekme hızı: 30mms

İki renk için

İki renkli baskı için pause (duraklat) özelliği olan yazıcılarda, ilk renkle işiniz bittiğinde baskıyı duraklatıp filament değiştirebilirsiniz. Eğer yazıcınızda duraklatma özelliği bulunmuyorsa bunu, baskıyı başlatmadan önce dilimleyicide ayarlayabilirsiniz.

Eğer Apple Watch ve 3D Printer sahibiyseniz bunu ücretsiz olarak basabilir veya 3B baskı hizmeti sunan herhangi bir mağaza ile iletişime geçebilirsiniz. 

Diğer platformlarda da paylaşılan STL dosyalarına ulaşmak ve tüm sürecin eğitimini görmek için Adafriut’un eğitim sayfasını buradan ziyaret edebilirsiniz.

 

Kaynak: 3ders.org | İlgili içeriğe git

 

Yazar: Hasan Hüseyin Kesen




Tehlikeli Gelecek: Otomasyon

Şüphesiz etrafınızda yapay zekanın çok hızlı geliştiğinden ve yakında insanlar tarafından yapılan işleri robotların devralacağından endişelenenleri duymuşsunuzdur. Bu tarz şeyleri çevremizdeki kişilerden duymak bizi pek etkilemese de alanında otorite olan insanlardan duymak cidden can sıkıcı olabiliyor. Tam bu noktada Elon Musk’un Dünya Hükümetler Zirvesi’nde yaptığı konuşma karşımıza çıkıyor:

“Artan işsizlik hakkında ne yapıyoruz? Devasa bir sosyal devrim geliyor. Robotların insanlardan daha kötü olduğu işler git gide daha da azalacak. Bunlar, olacağını umduğum şeyler değil. Bunlar muhtemelen gerçekleşeceğini düşündüğüm basit şeyler. “

Ve bugün Bill Gates hükümetlere nasıl insan işçilerden vergi alınıyorsa robotlardan da alınması gerektiğini önerdi:

“Bazen bu tarz şıçramalar olur. Demek istediğim şu ki depo işleri, araç sürme, oda temizleme gibi iş kategorileri gelecek 20 yıl içinde kesinlikle kalmayacak”

Meslekler hepimizin hayal ettiğinden bile hızlı kayboluyor. 2013 yılında iki Oxford’lu ekonomi profesörü gelecek 20 yıl içinde Amerika’daki istihdamın %45’inin otomatik olarak yapılacağını öngörmüştü. Dönemin politikacıları ise bu öngörüyü görmezden gelmişlerdi fakat artık bu öngörüler o kadar da abartılı gelmiyor.

 

Gönül isterdi ki ülkemizden örnek verebilelim ama bu konuda yayınlanmış güncel bir rapor bulunmuyor. Fakat Amerika’da 5 milyon civarı insan lojistik ve depolamadan para kazanıyor. Bunların 1 milyonunu ise kamyon şoförleri oluşturuyor. Amerika’da günlük yaşamın büyük bir öğesi olan ancak ülkemizde etki yaratamayan UBER,  otomatik pilotla çalışan bir kamyon şirketi satın aldı. Buradan da anlayacağımız üzere taşımacılık sektöründe otomasyon hızla devam edecek. Kamyonları otomatize etmek için bir defalık olmak üzere 30 bin $’lık yatırım gerekiyor. Bu miktar şoförlere yıllık 40 bin $ ödeyen patronlar açısından pek de gözden çıkarılamayacak bir miktar değil. Ne yazık ki 1 milyon kamyon şoförü işsiz kalmanın eşiğinde.

Üstelik otomasyon furyası sadece lojistik sektörü ile sınırlı değil; yakın zamanda tüm depolama faaliyetlerinin robotlar tarafından yapılacağı konuşuluyor. 8 milyon Amerikalıya istihdam sağlayan pazarlama ve kasiyerlik de risk altında. E zaten hayatımıza yiyecek-içecek otomatları girdiğinde biraz işkillenmeliydik. Bu sektörde yatırım yapan en güçlü şirket de Amazon. Online ticaret devi, neredeyse hiç çalışanı olmayan bir mağaza üzerinde çalışıyor. İçeri girip ne istersen alıyor ve kapıyı kapatıp dışarı çıkıyorsun.

Pazarlamanın şüphesiz en büyük kısmı müşterinin ihtiyaçlarını tahmin edip ona en uygun ürünleri sunmaktır. En çok para kazanan satış temsilcileri de bunu en iyi yapanlardır. Amazon geliştirdiği algoritma ile sadece geçen yıl 136 milyar $ hasılat yaptı. Amazon’un algoritmasının ne kadar da iyi çalışan bir ‘’Satış temsilcisi’’ olduğundan bahsetmemize gerek yok sanırım. Üstelik bu satışı herhangi bir fiziki mağazaları olmadan yaptılar.  Dört tarafı duvarla çevrili geleneksel bir mağazada bırakacakları etkiyi hayal edin.

Otomasyon şüphesiz ki kaçınılmazdır. Fakat hala bir şeyler yapma ve işsiz kalmış kişilere yardım etme şansımız var. Değişimi durduramayız fakat adapte olabiliriz. Bill Gates işten çıkarılmış insanlara yardım edebilmek için robot işçiler için de vergi alınmasını öneriyor. Elon Musk ise Evrensel Temel Gelir‘e geçilmesini ve herkese yıllık belirli bir miktar para verilmesinin öneriyor; bu sayede ekonomik sirkülasyon sağlanacak ve tüm işler otomatikleşme sürecine girse bile ekonomi devam edebilecek.

Gittikçe artan otomasyon teknolojilerinin 3B yazıcıların desteğiyle, bariz bir ivme artışı yaşaması ve aynı zamanda 3D printin teknolojisinin de yeni tanıştığımız bir imkan olması dolayısıyla, önümüzdeki yıllarda her iki kısımda yaşanacak yeni gelişmeler diğerine de direkt etki edecektir. 

“Otomasyon sorunuyla başa çıkmanın farklı farklı cevapları olabilir. Fakat 1930’lardaki Büyük Buhran’dan sonraki en büyük ekonomik sorunla karşılaşmadan önce harekete geçmeliyiz.”

Yazı hakkında daha çok bilgiye ve videoya kaynaktaki linkten ulaşabilirsiniz, birkaçını buraya bırakıyorum: 


 

Kaynak: FreeCodeCamp / Quincy Larson 

 

Yazar: Semih Varnalı




Formula 1 Ekibi, 3B Yazıcı İle Parça Üretiyor

3B yazıcıdan çıkan nesnelerin sağlamlığı konusunda hala soru işaretleri varken, her geçen gün güven tazeleyen gelişmeler görüyoruz.

Formula 1 yarışlarını hepimiz biliriz, 350 kilometre/saatlik hızların normal karşılanabileceği bir spor.

Oxfordshire’da faaliyet gösteren Formula 1 takımı Williams F1, hafif ve stabil oluşu ile avantaj sağlayan ancak maliyeti dolayısıyla da yeni arayışlara iten karfonfiber kompozit ile oluşturulan Formula 1 araçlarında yeni yöntemler için çalışıyor.

Bu noktada Williams F1 takımının imdadına, 3B yazıcı teknoloji yetişiyor. An itibariyle bazı tasarımlar ve baskılar sonucunda, ön spoyler(Spoyler: Aracın yer tutuşunu artıran kanatlar) özelinde tatmin edici sonuçlara ulaşıldı.

 

“İmalat süreçlerini sürekli olarak azaltabildik, çünkü üretim sürecini tamamen basit ve verimli bir şekilde tasarladık”

Daha hızlı ve daha ucuz üretim konusunda piyasada dikkat çeken eklemeli üretim metoduna(Additive Manifacturing) yönelen takım, bu alanda da SLS (Selective Laser Printing- Seçici Lazer Sinterleme) yöntemiyle istediği parçaları 3B olarak basabilmiş. 

Şu an, bu parçalar pistte test edilirken yeni parçalar için de çalışmaların olacağı aşikar. Bakalım yakın gelecekte ne gibi gelişmelerle karşılaşacağız.

 

Kaynak: 3ders.org | İlgili içeriğe git

Yazar: Hasan Hüseyin Kesen

 

 




Her Şeyi İçinde 3B Ev: PassivDom

Alıp başınızı İstanbul’dan, çılgın kalabalıktan uzaklaşmak istiyorsunuz değil mi? Ben de istiyorum. Herkes istiyor. Evet İstanbul’u seviyorum ama insanı cezbeden bir hermonisi var doğanın, doğa ile yalnız kalmanın.

Ukrayna merkezli şirketin geliştirdiği, 3B yazıcıların da katkısıyla oluşturulan bu PassivDom evleri, içimizi acıtırken yüzümüzü güldürecek özelliklere sahip.

PassivDom(Passive = Dışarıdan herhangi bir şeye ihtiyacı olmayan, genellikle güneş enerjisiyle yaşayan evler için kullanılan terim. Dom(дом) = Rusça’da “ev” )

Sadece görünüşü bile beni mutlu etmeye yeter aslında ama dahası var.  Taşınma ve kurulma konusunda çok kolay olan bu evlerde, sabah sipariş verdikten sonra akşam ayaklarınızı uzatarak kahve-kitap yapmanız mümkün.

Passive özellikli bir ev olması sayesinde, elektrik-gaz gibi bir ev için olmazsa olmaz gibi görülen özellikler hiç aranmıyor bile. Tüm ihtiyaçlarınızın kaynağı güneş oluyor. Bir mühendislik harikası olarak, evin yapısı 40 yıl boyunca paslanmamaya ve çürümemeye garantiliyken camları ise en az duvarları kadar sıcak olmak üzere tasarlanmış. Kışın sıcak, yazın serin bir eve sahip oluyorsunuz.

Akıllı bir ev olması sayesinde ise, ev içi ısı-nem ayarlamaları konusunda öğrenebilen(self-learning) bir yapıya sahip ve tüm ev içi kontrolleri telefonunuz ile idame etmeniz mümkün. Nesnelerin interneti (Internet Of Things) mantığına sahip eşyalarla donatılmasından dolayı, yaşayan bir eve sahip oluyoruz diyebilirim.

“Eşyalarla donatılmasından dolayı” cümlesini öylesine kurmadım. Evet, ev elinize donatılmış şekilde geliyor. Tamamen al-kullan. Araba alır gibi alıyorsunuz ve sadece kullanıyorsunuz. Dağda, bağda veya şehirde fark etmeksizin kullanabileceğiniz 5 yıldızlı bir otel hizmeti sunulmuş.

“Dağda, taşta, şehirde kullanabileceğiniz” cümlesi de öylesine kurulmuş bir cümle değil. PassivDom evlerini, kullanmak için imar izni gibi izinlere ihtiyacınız yok. (Tabii bu ülkemiz için ne kadar geçerli bilemiyorum)

Tüm bunların yanı sıra, ben bu haberi buraya her türlü yazardım ama asıl bizi bu noktaya getiren detay, evin bir kısmının 3B baskı (3D Printed) olmasıdır. Hangi kısımlarının 3B yazıcı eseri olduğu açıklanmamış ancak, evlerin 3D Printed olduğunu belirtmişler.

EURO

Her şey iyi güzel ama bunun bir de euro detayı var tabii ki. Ben fiyatı ilk gördüğümde pek de şaşırmadım; beklenen, makul bir fiyat denilebilir.

PassivDom evleri 29,900€’dan başlarken 64,900€’ya kadar çıkıyor. Bunun için vergiler nasıl bilmiyorum ama şu halde mevcut kur(3,93₺) ile 117.640₺ gibi makul bir fiyata bu evlere sahip olabilirsiniz.

 

Bir başka kaynaktan okumak isterseniz: 3ders.org

 

 

Yazar: Hasan Hüseyin Kesen

 




Ultimaker’in Yeni Patent Politikası

Son yıllarda dikkat çekici bir büyüme yaşayarak küresel ölçekte tanınan ve saygı gören bir şirket haline gelen Ultimaker, profesyonel pazarda kalitesini mükemmele yükseltmek ve bunu yaparken de beklenmedik darbeler yememek için “defansif patent” sistemine geçiş yapıyor.

Güçlü oyuncuların kozlarını paylaştığı profesyonel eklemeli imalat pazarında tüm şirketler yaptıkları her yenilik ve buluşta ürünlerini patent ile koruma altına alıyor. Bugüne kadar %100 açık kaynaklılık ve maker hareketine katkı politikasını benimseyen Ultimaker, bu politikasından vazgeçmeden kendi haklarını korumaya almaya karar verdi. 

Yeni patent politikasını blog yazısıyla duyuran Ultimaker, “3D baskı teknolojisine karşı duyarlı davranıyoruz ve gelişimini teşvik etmek için elimizden gelen her şeyi yapıyoruz. Teknolojimizi herkes için kullanılabilir kılmakla birlikte, ürünlerimizi dünya genelinde daha fazla insana sunabilmek ve yeniliklerimizi iyi korumak için ek önlemler almalıyız” cümlesiyle her şeyi açıklıyor aslında. Kısaca; diğer şirketlerin veya teknoloji girişimcilerinin, Ultimaker’e ait olan fikirleri/üretimleri patentleyerek sahiplenmemesi için patent alma yoluna başvuruyor.

 

Ultimaker'in açık kaynak politikasının en güzel örneği Görseldeki maker, Ultimaker’in açık kaynaklılığını kullanarak Z unlimited adını verdiği bir sistemle 65 santimetreye kadar baskı alınabilmesini mümkün kılmış ve satışını yaparak para kazanmıştı.

Ancak, tabii ki bu açık kaynak politikasının sonlandığı anlamına gelmiyor. Ultimaker; bireysel olarak evde, küçük işletmelerde ve akademik araştırma dahilinde iyi niyetle kullanan herkese tüm sisteminin iplerini bırakmış durumda.

Yani; teknolojiyi, zevkine veya kendiniz için yaptığınız uygulamalarda kullanıyorsanız endişelenecek hiçbir şey yok. Özgürce Ultimaker’i kurcalayabilirsiniz. Defansif Patent sistemi piyasadaki diğer şirketlerle oluşabilecek sorunlarda hakların korunması için atılmış küçük bir adım diyebiliriz.

 

 

 

 

 

 




Yanınızda Olmayan Biriyle Selfie Çekin ve Sohbet Edin

Kore merkezli bir şirketin geliştirdiği uygulama ile, fiziken yanınızda olmayan kişilerle selfie yapabiliyorsunuz.

Geliştiricilerden Eu Jin Lim’in BBC’ye söylediğine göre bu uygulamanın arkasında aslında çok acıklı ve duygulandırıcı bir hikaye var. Anlatılana göre; Eun Jin büyükannesini kaybettikten sonra beraber hiçbir fotoğrafları olmadığını fark etmiş. Geliştirilen bu uygulama sayesinde şimdi, Eun ninesi ile fotoğraf çekilebileceken, sohbet etme şansı da bulabiliyor.  

 

Uygulamayı basitçe anlatmak gerekirse; önce kendinizi 3B taratmanız gerekiyor, şu anki teknolojiye göre fazladan bir aparat almadan veya bir 3B tarama merkezine gitmeden kendinizi taratmanız imkansız, sonrasında uygulamaya eklediğiniz 3B taranmış dijital kişi ile kendinizin öz çekimini yapabiliyorsunuz. Ayrıca, uygulamadaki yapay zeka sayesinde bu 3B taranmış dijital kişilerle sohbet edebiliyorsunuz. 

An itibariyle Türkiye’de kullanımı imkansıza yakın, dünya genelinde ise zor olsa da, hikayesi ve amacı ile güzel bir uygulama olmuş.

 

Uygulamanın ne zaman yayınlanacağına dair bir bilgi bulunmuyor.

 

Not: Önizleme görseli 3B tarama teknolojisini temsilen kullanılmıştır, uygulamaya ait değildir. Haberin içerisindeki selfie görselleri uygulamadan alınan görsellerdir.

Kaynak: 3ders.org | İlgili içeriğe git

 

Yazar: Hasan Hüseyin Kesen